minecraft indir

arşiv

‘Genel Bilgi’ kategorisi için arşiv

Mavi 2012 / 2013 Koleksiyonu Reklam Yüzü Kıvanç Tatlıtuğ

Çarşamba, 20 Mar 2013 yorum yok

Son zamanlarda dikkat çeken bir reklam ile alakalı haber paylaşmak istiyorum.

2010 – 2011 yıllarında “Vay, vay, vay…”, “Çok mu çok oluyoruz?” ve “Çok sev…” gibi sloganlarla hafızalarda yer eden Mavi – Kıvanç Tatlıtuğ reklam işbirliği, 2013 İlkbahar – Yaz kampanyasıyla yeniden başlıyor. Konusu ve Tatlıtuğ’a eşlik edecek oyuncuların sır gibi saklandığı film, Nisan ayında gösterime girecek. Kıvanç Tatlıtuğ’un tüm başarılarının yanı sıra jean’i üzerinde taşımasıyla ve fit duruşuyla da markaya çok yakıştığını söyleyen Mavi yetkilileri, yeni kampanyanın yine çok ses getireceğine inanıyor. Mavi’nin hep moda kalmayı bilmesi, çeşitliliği ve jean uzmanlığını vurgulayan reklam filmi her zaman olduğu gibi Mavi’ye has bir espri de barındıracak.

Categories: Genel Bilgi Tags: ,

Paranın Esareti

Salı, 19 Mar 2013 yorum yok

İnsanoğlu sevdikleri ve hatta ailesi dahil , örnek alınacak  kim olursa olsun ders almayı bilmiyor. Maalesef öğrenmemiz için hep düşüp kendimizin kalkması gerekiyor. Kim ne derse desin tecrübeyi kendimiz edinmemiz gerekiyor. Para için kimler neler demiş. Ne özlü sözler , ne hikayeler ve ne gerçekler…

Peki Can niye yazıyorsun ki?  Belki içini dökmek , belki birileri değişir umuduyla yazıyorum. Herkesin bir tepki biçimi vardır. Benimki bazen bir şeyler karalamak.

Konuya dönersek para çoğumuzun sevmediğini söylediği ve ancak yine çoğumuzun  bir numaralı hedefidir. Kimimiz kendimizi para kazanmaya öyle kaptırırız ki , bir anda bir numaralı hedefi oluverir. Tövbe haşa ne din kalır , ne aile , ne sevdiklerimiz.  Kimisi hiç değer vermez bu sefer onun türlü acılarını çeker. Anlaşılan ne onsuz oluyor ne onla.

Bir çok haber ajansını takip ediyorum. Cinayetler , ihanetler ve bir çok kötülük para yüzünden oluyor. Kardeş  kardeşi vuruyor. Seviyorum diyen onun için terk ediyor. Adam yerine konmayacaklar ”adam gibi adam’ oluyor.

Bir çoğumuz kendimize itiraf edemesekte sırf para kazanmak için haram yemeyi göze alıyoruz. Türlü bahaneler bulup ”Allah affeder” diyoruz.

Ne dersek diyelim yine canlar yanacak. Yine gözyaşı veya onların üzerine kurulmuş mutluluklar olmaya devam edecek. Kimisi paranın sillesini yüzünde  kimisi yumuşak yüzünü yastığında hissedecek.

‘Ah be para seni bulana ne diyeyim ben” demmek lazım. Bugün adı para , olmasaydı herhangi başka bir şey olacaktı. Buradaki anlam konulan isim değil , verilen değerdir.

Şapkamızı önümüze alalım ve kendimizi sorgulayalım. ”Ben paranın neresindeyim”. Dürüst cevaplar vermeye çalışın. Az da olsa bu döngüde insanlığımızı ve herşeyden önce hala tek bayrak olmamızı sağlayan inancımızı kaybetmeyelim. Evet onsuz da olmuyor ama onunla da olmuyor. Ben bu dürüstlüğü kendime gösterdiğim an korkuyorum. Zaman zaman esaretini yaşadığım en büyük düşmanımın aslında yenilmez fakat dizginlenebilir , kontrol edilebilir olduğunu anlıyorum. Allah hiç birimizi onun esirlerinden eylemesin.

Trump Towers Mall AVM

Cuma, 04 Oca 2013 yorum yok

 AVM hakkında detaylı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Trump Towers Mall AVM Trump Towers Mall AVM Genel Bilgi

 

Dünya gayrimenkul sektörünün en tanınmış siması ’ın Avrupa’da ismini verdiği ilk proje olan Trump Towers İstanbul, Şişli’de iki ayrı kuleden oluşan projede, 37 katlı 144 metre yüksekliğinde bir rezidans kulesi de bulunuyor. 40 bin 936 metrekarelik alana yayılan 5 katlı alışveriş merkezi kompleksinde ise 185 mağaza bulunuyor.

 İstanbul Alışveriş merkezi, 43 bin metrekarelik bir alana yayılan ve eğlence, yeme – içme ve modanın yeni adresi durumunda.

Trump Towers Mall’da 7 bin metrekarelik bir alan ise, çocuklara ayrılmış durumda. Beş katlı olan alışveriş merkezinin bir katı Mini Mall Trump adıyla tamamen çocuklara hitap ediyor. Burada çocuk tiyatrosu, yeme – içme bölümü, çocuk giyim mağazaları ile çocuk oyun alanları bulunmakta.

Trump Towers Mall’daki bin 500 metrakarelik yeşil alanda, yeme içme bölümü ve müzik eşliğinde keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Categories: Genel Bilgi Tags:

O Ses Türkiye’nin Finaline PSY Süprizi

Perşembe, 03 Oca 2013 yorum yok

Yaptığımız araştırmalara göre dünyaca ünlü PSY yani Gangnam Style O Ses Türkiye nin Final gecesi sahne alacak.Acun yine bomba gibi geliyor. Yaptığı her programda büyük başarılar yakalayan Acun Ilıcalı O Ses Türkiye finali için çok güzel bir konuk ayarladı.

Bu konuk Dünya’ yı yerinden sallayan internet dünyasında
çok kısa bir sürede fenomen olan Gangnam Style Şarkısını seslendiren Psy.
Acun’dan Bir Bomba Daha O Ses Türkiye yarışmasının finaline
Gangnam Style’ı seslendiren PSY geliyor.
Gangnam Style şarkısıyla tüm dünyada fenomen haline gelen ve
Youtube’ta tıklanma rekoru kıran Güney Koreli şarkıcı PSY,
İstanbul’da konser verecek. GNL menejerlik şirketinin getirdiği PSY,
Türkiye’ye gelme karşılığında 250 bin dolara imza attı.
PSY’nin ayrıca Acun Ilıcalı‘nın yapımcılığını ve sunuculuğunu
üstlendiği’O Ses Türkiye’ yarışmasının finalinde de sahne alacağı öğrenildi.
Ünlü sanatçının buradan alacağı ücretin konser ücretinin dışında tutulduğu öğrenildi.

o ses turkiye finali Gangnam Style psy geliyor

2013 Model Renault Symbol Değerlendirme

Cumartesi, 08 Ara 2012 yorum yok

2013 Model Renault Symbol İnceleme

Yeni sene geliyor araç firmaları da yeni modelleri piyasa armağan etmeye başlıyor. Elbette Renault da bu durumdan her zamanki gibi eksik kalmıyor. Her yıl olduğu gibi iddialı modelleri ile yeni sezona başlıyor.
İstanbul Auto Show’ da Renault yeni Symbolmodelini görücüye çıkardı. Çıkardığı gibi her zamankinden daha iddialı olduğunu ortaya koydu. Sonuçta Renault Symbol modeli Türkiye’nin en çok tercih edilen araçları sıralamasında her zaman ilk 3de yerini korumakta. Yeni Symbol modeliyle Renault yerine sağlamlaştırıp tepeye oynama arzusunu ortaya koydu. Yeni Renault Symbol modelinde birçok yeni dış tasarım bulunmakta. Özellikle in bölümündeki yaptığı çizgisel değişimler sayesinde tamamen yeni bir model yarattığında farklı bir havaya bürünmekte. Bunu bir de iç bölümündeki konfor değişikliğiyle taçlandırmanın yanı sıra yeni motor seçenekleriyle de alıcı potansiyelini daha da arttırmakta.

2013 Model Renault Symbol Sedan
Yeni Renault Symbol, içerisinde yeğyeni bir navigasyon ve mutlimedya teknolojisini alıcısına sunuyor. Torpido panelinde yapılan yenilikle orta konsola entegre 7 ” dokunmatik ekran ile Renault R-NAV sistemi bulunuyor.
Renault Symbol  modelinin en çok tercih edilmesinin başlıca sebeplerinden biri olan yakıt tüketimi de yeni modelinde her zamankinden öne çıkmasına sebep olacak gibi gözüküyor. Yani Renault Symbol  kullanım ekonomisiyle her zamanki gibi sınıfının standartlarını yeniden belirme amacında. Kullanım ekonomisinin yanında yüksek performans özelliğinde de yenilikler barındırarak alıcı portföyünü biraz daha genişleterek en çok satan araç olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte. Yeni nesil Renault Symbol her zamanki gibi düşük tüketim ile birlikte çevreye de saygılı bir otomobil. Yeni Renault Symbol  Benzinli 0.9 Turbo 90 beygirve Dizel 1.5 dci  90 hp motor seçenekleriyle tüketiciye sunulmakta.

Renault Symbol  ekonomik ve çevreye saygılı küçük hacimli motora sahip modellerinin yanı sıra, Renault Symbol  1.5 dCi 75 beygir dizel ve 1.2 16v 75 beygir benzinli motoruyla da tüketiciye seçim yapma şansını fazlasıyla vermekte. Renault yeni modeli 2013 Renault Symbol  modelini 28.000 tl’den başlayacak fiyatlar ile satışa sunmakta. Sizlere 2013 Model Renault Symbol İnceleme  adı altında resim ve video galerisi oluşturduk . Resim galerisini aktif etmek için aşağıdaki herhangi bir resme tıklamanız yeterli olacaktır.

2013 Model Renault Symbol Video

Tozlu Giyim

Çarşamba, 05 Ara 2012 yorum yok

Sizlere tozlu giyim iletişim adreslerini vereceğim.

 

tozlu giyim resim Tozlu Giyim İletişim Adresleri

 sitemizde çok fazla takip edilen bir giyim firmasıdır. Kaliteli ve uygun fiyatlarıyla adıyla çokça söz ettiriyor. Bir  o kadarda tanımayıp tanımak isteyenler oluyor. Sizler için işetişim adreslerini paylaşmak istiyorum.

 

 – İletişim Bilgileri
Yetkili:Tozlu Giyim

Adres:Fatih Sultan Mehmet Cad. No:63/A Samsun Merkez

Telefon: +90 362 435 29 31

Somut ve Soyut Nedir ? Geniş Bilgi

Çarşamba, 17 Eki 2012 yorum yok

Prof. DR. Rıza FİLİZOK
Okul kitaplarımızda isim olan kelimelerin “somut” ve  “soyut” diye ikiye ayrıldığı bilgisi verilir ve şöyle tanımlanır:

Somut isimler: Beş duyu ile kavranan varlıkları gösteren isimlerdir.”

Örnek:
“Taş, ev, bitki” somut isimlerdir.
Soyut isimler: Beş duyu ile kavranamayan ancak akılla tasarlanan kavramları gösteren isimlerdir.”
Örnek:
“insanlık, beyazlık, hürriyet” somut isimlerdir. Ülkemizde bilim ve okul hayatında geçerli olan tanım, hemen hemen bu bilgilerlerle sınırlıdır. Bu bilgi doğru olmakla birlikte, ancak ilköğretimin birinci devresi için yeterlidir ve eğitimin üst basamakları için hiç de yeterli değildir. Kullanılmakta olan tanım, sadece “duyulardan gelenler” ile “akıldan gelenler” karşıtlığına dayanmakta, meselâ “derecelenme” ilişkilerini göz ardı etmektedir. Bundan dolayı bu kavramları öğretiyorsak onların daha ayrıntılı bilgilerine ulaşmamız gerekmektedir. Bu bilgileri göz önünde bulundurmadan isimlerin soyut mu yoksa somut mu olduğunu tespitte daima belirsizlikler olacak, zihinler karışacaktır. “Duyulardan gelenler” ile “akıldan gelenler” karşıtlığına
dayanılarak yapılan bu sınıflandırma, diğer ilkeler göz önünde bulundurulmayınca mutlak bir ayırım imiş gibi algılanmaktadır ve olgu şöyle kavranmaktadır: isimler Somut isimler Soyut isimler

Somut ve soyut için böyle bir ayırım geçerlidir, ancak bu ayırım, sanıldığı gibi mutlak bir ayırım değildir. Buradan çıkaracağımız sonuç şu denklem değildir: Yani isimler, soyut ve somut olarak ikiye ayrılırlar, bu doğrudur; ancak bu, her kelimenin mutlaka iki gruptan birisi içinde yer alacağı anlamına gelmez. Bu ayırımın amacı, isimlerin gösterdiği nesnelerin iki karşıt grup içinde bulunduklarının fark edilmesini sağlamaktır. Her kelimeye somuttur veya soyuttur diyemeyişimizin sebeplerinden birisi isimlerin soyut ve somutluğunun çok zaman göreceli olmasıdır. Yani bütün isimler aslında somut ve soyut diye iki öbeğe ayrılmazlar, onlar çok zaman somuttan soyuta doğru giden bir eksen üzerinde yer alırlar, somuttan soyuta doğru yükselen bir merdivenin basamağıdırlar: Soyuttan somuta doğru sıralanmış şu isimlere bakalım:

İsimler kümesi Somut isimler Soyut isimler nitelik renk kırmızı Kırmızı elma En soyut Soyut (ancak üsttekine göre somut) Soyut, (ancak üsttekine göre somut) En somut isimler kümesi=Somut isimler kümesi + soyut isimler kümesi.

Bu isimlerin en somutu “kırmızı elma”dır. İkinci basamaktaki “kırmızı” ise nesnesinden ayrılmış bir kavramı ifade ettiğinden soyuttur. “Renk” kelimesi ise daha üst bir zihinsel soyutlamayı içerdiğinden daha soyuttur. “Kırmızı” kelimesi “Renk” kelimesine göre daha somuttur. Aynı şekilde “renk” kelimesi “nitelik” kelimesine göre daha somuttur. Bu örnek, soyut ve somut kavramlarının karşıtlık ilişkisi dışında derecelenme “tedric” ilişkileri içinde olduğunu göstermektedir. İsimlerin soyutluğu yahut somutluğu tespit edilirken karşıtlık ilişkisi kadar “derecelenme” ilişkisinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Bu iki kavramı, biraz ayrıntılı bir şekilde ele alalım: Soyut, bir soyutlamanın neticesinde ortaya çıkan şeydir. Zihnin bir varlığı yahut bir şeyi, gerçekte onunla birleşmiş halde bulunan diğer niteliklerini bir yana bırakarak, sadece bir niteliğiyle kavraması olayıdır . Yani zihnin, nesne ile ilgili nitelikleri nesneden ayırarak kavramasıdır: Bir kağıdın şeklini, ağırlığını vb. hesaba katmadan beyazlığını düşünebilirim. Bu durumda beyazlık, soyuttur. Aynı şekilde elimde bir elma varsa, o elmanın kokusunu, rengini, ağırlığını, şeklini aynı anda kavrarım. Somut fikir, bir şeyin niteliklerinin birlikte kavranışıdır. Elmanın sadece rengini bütün diğer niteliklerden ayrı olarak düşündüğümde ise soyut (abstrait) düşünmüş olurum. Somut terim (müşahhas lafız, ism-i ayın), öznenin bir niteliğini gösteren ve özneyle bir bütün oluşturan terimdir :

Mesela « Nazik, bilgin, yuvarlak » kelimeleri bir ismin sıfatı olarak kullanılabilirler « Nazik hanım, bilgin adam, yuvarlak masa ». Böyle bir isme bağlanan bu sıfatlar, somuttur ve somut terim adını alır. Nazik kelimesine göre nezâket, bilgin kelimesine göre bilim, yuvarlak kelimesine göre yuvarlaklık kelimeleri ise soyuttur. Soyut ve somut terimlerden bahsedebildiğimiz gibi, soyut ve somut fikirlerden, imajlardan, resimden, hayallerden de bahsedebiliriz. Soyut Üslup, somut nesneleri, manzaraları, somut kahramanları tasvir etmekten ziyade fikirleri ifade eden üsluptur.
Meselâ La Rochefoucauld’nun üslubu soyuttur; Buna nazaran La Bruyère’inki çok daha somuttur. Bunlar bu kavramların günlük dildeki kullanışlarıdır. Aritmetikteki sayılar soyuttur. Sayılar bir varlığa bağlı olarak kullanıldığında ise somuttur : « üç, on, yüz » soyuttur ; üç elma, on koyun, yüz kitap » somuttur.

Psikoloji ve mantık bilimine göre bir şey gerek dış gerek iç tecrübelerimiz içinde yer alıyor, bir veri ortaya koyuyor ve idrak ediliyorsa somuttur. Mesela bir olgu gerek maddî ve tabii, gerek ruhî ve sosyal olsun somuttur. Buna karşılık matematiksel veriler soyuttur. Soyut, tümeldir. Belli bir anda bilinç ile algılanan ruhî bir olgu da somuttur. Çünkü tikel ve hakikîdir. Düşünce, genel olarak üç yolla soyutlamaya ulaşır:

  1. Gerçeği genelleştirir (généraliser)
  2. Gerçeği analiz eder, ayırır, ayrıştırır (analyser)
  3. Gerçeği tekrar inşa eder, kurar (construir)

Duyularımızla algılayabildiğimiz şeylere somut diyoruz; bunun sonucunda da insan somut, insanlık ise soyuttur diyoruz. Bununla birlikte çağdaş dil bilimi bizlere yeni bir şey öğretmiştir. Bütün kelimeler soyuttur: Her dilbilimsel işaret (gösterge / signe), yani her terim yahut kelime bir nesneyi değil, bir kavramı (gösterilen) gösterir, dolayısıyla her işaret yani kelime anlam yönünden soyuttur. Dil, bir soyutlama aracıdır. Kelimeler ancak gösterdiği varlığın nitelikleri açısından değerlendirildiğinde (eski dil bilimi anlayışına göre) soyut ve somut diye ikiye ayrılabilirler. Klasik bilimler bize soyutlamanın anlam fakirleşmesine yol açtığını da söylüyordu ve bunu şöyle açıklıyordu:

“Varlık, canlı, kuş, kanarya kelimelerini genelden özele doğru yani soyuttan somuta doğru sıraladığımızda, kaplamı en geniş olan kelime varlıktır, çünkü dış dünyadaki bütün varlıkları içine alır. Buna karşılık varlık kelimesinin içlemi azdır. Çünkü varlık teriminin tek bir özelliği vardır, o da “var olmak”tır
Kanarya terimine gelince; biz kanarya dediğimiz zaman, varlıklar içinde yalnız bu tür kuşu kastederiz. Yani kaplamı çok azdır, sadece kanaryalar kümesini gösterir; buna karşılık özellikleri fazladır, yani içlemi çoktur. Öyleyse, bir terimin kaplamı çoğaldıkça içlemi, içlemi çoğaldıkça kaplamı azalır.”

Çağdaş bilimlere göre ise soyutlama zorunlu olarak bir anlam fakirleşmesine yol açmaz. Tersine, gerçeğin en soyut modelleri, en zengin içleme sahiptir. Görüldüğü gibi soyut ve somut kavramları, bilinmesi ve tanınması kolay olan kavramlar değildir. Bu kavramları öğretirken soyutluk ve somutluğu hemen ve kolayca kavranabilen isimlerden hareket edilmelidir. Öğrencilere önümüze çıkan her kelimenin hangi gruptan olduğunu sormamız doğru değildir. Çünkü bunu kimse başaramaz. Durum böyle olduğu halde ilköğretimden yüksek öğretime kadar her türlü sınavda öğrencilerimizden soyut ve somut kelimeleri bulmaları istenmektedir. Elbette bu tür sorular yararlıdır ve sorulabilir, ancak önceeğitimcilerin bu kavramlar hakkında daha açık ve kesin bilgiye ulaşması, sonra da bu bilgileri ilkeleriyleöğrencilere kazandırması ve ondan sonra sorması gerekir. Bu konudaki tutarsızlıkların ve tuhaflıkların hangi boyutlara vardığını görmek için ders kitaplarına, sınav sorularına, dershane yayınlarına ve internetsitelerine bakmak yeterlidir. Gençliğimizin zekâsı bu bilgi kirliliği içinde kararmaktadır.
Aynı kelime nasıl kullanımıyla soyut da somut da olabiliyorsa, farklı bilim dallarına, düşünce ekollerine ve yaklaşımlara göre de aynı kelime soyut yahut somut olabilir.

Çağdaş bilimin biz eğiticilere yüklediği görev, bu kavramların her zaman mutlak değil, bazen göreceli değerleri olduğunu öğrencilerimize anlatmak ve oldukça zor bir görev de olsa inceliklerini kavrayıp kavratmaktır. Atalarımız ve Batılılar bunu yüzyıllardır başardığına göre biz de başarabiliriz. Çağdaş uygarlığın anahtarı bu kavramlarla düşünebilmektir.

Categories: Genel Bilgi Tags:

İnsan Vücudu Uzun Kemikler geniş bilgi resimli

Çarşamba, 17 Eki 2012 yorum yok

Uzun Kemikler1 - Uzunluğu kalınlığından fazla olan silindir şeklindeki kemiklerdir.

2 - Kol ve bacaklarda bulunan kemiklerin çoğu uzun kemiktir.

3 - İnsan vücudundaki en uzun kemik uyluk kemiğidir.
Uzun kemiğin yapısında;
Eklem kıkırdağı, süngerimsi kemik doku, sert kemik doku, kırmızı kemik iliği, sarı kemik iliği, kemik zarı, kan damarları ve sinirler bulunur.

Kollardaki Uzun Kemikler : 

• Pazı kemiği
• Dirsek kemiği
• Ön kol kemiği
• El tarak kemiği
• El parmak kemiği

Bacaklardaki Uzun Kemikler :

• Uyluk kemiği
• Kaval kemiği
• Baldır kemiği
• Ayak tarak kemiği
• Ayak parmak kemiği

 


 

 

Uzun Kemikler


Farklı kaynaktan uzun kemikler
Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. İki ucu şişkin silindirik kemiklerdir. Kemiğin boyuna uzamasını baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku sağlar. Bir süre sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı (periost) vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu ortada süngerimsi kemik doku bulunur. Gövde kısmı tamamen sıkı kemik dokudan yapılmıştır. Ortadaki boşluğu sarı kemik iliği doldurur. Süngerimsi kemik dokuda ise kırmızı kemik iliği bulunur.


Uzun Kemikler


Başka kaynaktan uzun kemikler
İki ucu şişkin, silindir şeklindeki kemiklerdir. Şişkin olan uçlara kemik ucu, silindir şeklindeki kısmına da kemik gövdesi denir. Kemik gövdesi çok sıkı yapıdadır. Ortasında uzunlamasına ilik kanalı denilen bir boşluk vardır ve içinde sarı ilik bulunur. Kemik uçları daha gevşek, süngerimsi bir yapı gösterir. Bu yapının boşluklarım da kırmızı ilik doldurur. Kemiklerin üzerini örten kemik zarı (periost) uzun kemikte enine büyümeyi ve onarımı sağlar. Uzun kemiklerin baş kısımlarında kıkırdak doku vardır. Ayrıca uzun kemiğin baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku bir süre kemiğin boyuna uzamasını sağlar ve daha sonra kemikleşir. Kol ve bacak kemikleri uzun kemiklere örnektir.

Categories: Genel Bilgi Tags:

İskelet Sistemi Hakkında Geniş Bilgi resimli

Çarşamba, 17 Eki 2012 yorum yok

İnsan iskeleti 3 bölümde incelenir.   

1.Baş İskeleti

2.Gövde iskeleti

3.Üyeler (Kol ve Bacaklar)

 

 

İskelet Resimleri

 

 

BAŞ İSKELETİ: Yüz ve kafa kemikleri olmak üzere iki kısımdan oluşur.Birbirlerine çok sıkı bağlanmışlardır.Aralarında oynamaz eklemler bulunur.Sadece alt çene kemiğinde yarı oynar eklem bulunur.

 

Baş İskeleti

 

 

 

 

 

 

KAFATASI KEMİKLERİ 

  1. Alın kemiği (tek)
  2. Art kafa kemiği (tek):Kafatasının arkasında bulunur.
  3. Yan kafa kemiği(çift):Kafatasının yan taraflarında bulunur.
  4. Şakak kemiği(çift):Kulakların olduğu bölgede bulunur.
  5. Temel kemiği(çift):Kafatasının temelini oluşturur.
  6. Kalbur kemiği(çift):Görme ve koklama sinirlerinin geçtiği bölge

 

 

YÜZ KEMİKLERİ  

  1. Alt çene kemiği (tek):Yarı oynar eklem bulunur.
  2. Üst çene kemiği(çift): Sabit, oynamaz eklemler bulunur.
  3. Sapan kemiği (tek):Burun boşluğunu ikiye ayırır.Uç kısmı kıkırdaktan oluşur.
  4. Damak kemiği(çift):Ağzın üst tavanında yer alır.
  5. Elmacık kemiği (çift):Göz çukurunun dış alt kısmında bulunur.
  6. Boynuzcuk kemiği(çift):Burun boşluğunun içerisinde bulunur.
  7. Tırnakçık kemiği(çift):Göz çukurunun iç alt kemiğinde yer alır.

GÖVDE İSKELETİ:

Gövde iskeleti omurga,göğüs kemiği,kaburgalar,omuz kemeri ve kalça kemerinden oluşur.

OMURGA: Başın arka kısmında başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanır.Yatık s harfi görünümündedir.Vücudu dik tutar.Üst üste dizilmiş 33 kısa kemikten oluşur.Bu kemiklerin her birine omur adı verilir.Omurların ortası boştur.Buraya omur deliği denir.Omur deliğinin içerisinde omurilik bulunur.Omurilik beyinden vücuda,vücuttan da beyne giden sinirlerinlerin bulunduğu yerdir.Omurların arasında kıkırdaktan oluşan yastıklar(disk)bulunur.

 

Omurga İskeleti

 

 BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Omurlar arasında bulunan kıkırdaktan yapılmış yastıklar(disk) bulunur.Bu disklerin görevi omurların birbirine sürterek aşınmasını engellemektir.Bazen düşme,zorlama veya ağır kaldırmaya dayalı olarak ,diskler kayarak omur boşluğundaki sinirler üzerine baskı yapmaya başlar.O bölgeden itibaren şiddetli ağrılar oluşur.Bel ve boyun fıtığı olarak da bilinen bu hastalığın erken dönemlerinde fizik tedavi ile iyileştirilmesi mümkündür.Eğer hastalık ilerlemişse ameliyat ile de tedavi edilmesi mümkündür.

 

KABURGA:İnsanda 12 çift kaburga kemiği bulunur.Bunların ilk 7′si göğüs kemiğine bağlanır.Göğüs kemiğine bağlandıkları yerler kıkırdaktan oluşur.Bu özellik sayesinde rahat bir şekilde rahat bir nefes alıp verme gerçekleşir.8,9,ve 10. kaburgaların uç kısımları birbirleriyle birleşmiştir.11. ve 12.kaburgaların uçları ise serbesttir.
Kaburga İskeleti
OMUZ KEMERİ:
 Omuzlarımızın arkasında bulunan iki kürek kemiği  ve önde bulunan 2 köprü cük kemiklerinden oluşur.
Omuz Kemeri
KALÇA KEMERİ:
Arkadan kuyruk sokumuna bağlanmıştır.3 kemikten oluşmuştur.Bunların meydana getirdiği boşluğa leğen boşluğu denir.
Pelvis
ÜYELER (KOL VE BACAKLAR):
Kol ve bacak kemiklerinden oluşur.Vücut hareketini sağlarlar.Her kolda yaklaşık 30 kemik bulunur.
EKLEMLER 
Kemiklerin birleşme bölgelerine eklem denir.
  • OYNAMAZ EKLEM:Kemikler birbirlerine çok sıkı  bağlanmışlardır.Bu nedenle hareket edemezler.Kafatası,yüz kemikleri ve leğen kemikleri arasında oynamaz eklemler bulunur.
Kafatası İskeleti     Pelvis
  •  YARI OYNAR EKLEM:Bu tip eklemlerde,iki kemik arasında                kıkırdaktan  oluşan yastık(disk) bulunur. Bu yastığın esnekliği ölçüsünde    yarım hareket   sağlanır.Omurgamızı oluşturan eklemler yarı oynar            eklemlerdir.
  •  OYNAR EKLEM:Vücudun hareketini sağlayan eklemlerdir.Kol ve        bacak   kemiklerimizin arasında bulunan eklemler oynar eklemlerden  dir.Bu eklemlerin içerisinde eklem sıvısı bulunur. Eklem sıvısı renksiz  kaygan bir sıvıdır.Sürtünmeyi azaltarak hareketi kolaylaştırır ve  kemik  lerin aşınmasını engeller.
Eklemler
Categories: Genel Bilgi Tags:

Eukaryot Nedir (Ökaryotlar)

Çarşamba, 17 Eki 2012 yorum yok

 

Eukaryot - Ökaryot HücreEukaryot – Ökaryot Hücre

Üst âlem: Eukaryota (Whittaker & Margulis, 1978)

 

Âlemler:

Animalia – Hayvanlar
Fungi – Mantarlar
Plantae – Bitkiler
Protista – Protistler

Alternatif sınıflama:

- Unikonta
- Opisthokonta
- Amoebozoa
- Bikonta
- Apusozoa
- Cabozoa
- Rhizaria
- Excavata
- Corticata
- Archaeplastida
- Chromalveolata

Ökaryotlar (Latince: Eukaryota), hücrelerinin yapısından dolayı beraber gruplandırılmış bir canlılar grubudur. Bilimsel sınıflandırmada Ökaryotlar, Bakteriler ve Arkeler, tüm canlıları kapsayan üç ana gruptur.

Ökaryotların tanımlayıcı özelliği genetik malzemelerinin zarla çevrili bir (veya birkaç) çekirdek içinde yer almasıdır. Bu nedenle kelime, Eski Yunanca eu, gerçek ve karyon, çekirdek sözcüklerinden türetilmiştir. Sıfat hali ökaryotiktir. Bakteri ve arkeler çekirdeksiz olduklarından beraberce prokaryot olarak adlandırılırlar (Eski Yunanca pro-, evvel ve karyon çekirdek sözcüklerinden). Çekirdeğin yanı sıra, ökaryotların mitokondri veya kloroplast gibi zarla çevrili çeşitli organelleri vardır, bu tür hücre içi karmaşık yapılar da prokaryotlarda bulunmaz.

Ökaryotların ortak bir atası olduğu için bir üst alem (domain) olarak tanımlanmışlardır. Üst alem sisteminde ökaryotların, prokaryotlara kıyasla, arkelerle daha çok ortak özellikleri vardır ve bu yüzden arkelerle beraber Neomura kladı içinde gruplandırılırlar.

Ökaryotlar arasındaki farklılıklar
Ökaryotlar genel olarak hayvan, bitki, mantar ve protista olarak dört gruba ayrılırlar. Ancak protista grubu aslında hayvan, bitki ve mantar olmayan ökaryotların içine atıldığı bir grup olduğu için bazı biyologlar tarafından kabul görmez ve onun yerine daha küçük gruplar sayılır. Çok çeşitli ökaryotik hücre tipi olmakla beraber hayvan ve bitkiler en yaygın ve iyi bilinen ökaryotlar olduklarından ökaryot yapısının anlaşılması için iyi bir başlangıç noktası oluştururlar. Ancak, mantar ve çoğu protistanın hayvan ve bitkilerden önemli farklılıklarıvardır.

Hayvan hücresi
Hayvan hücresi, hayvanların dokularını oluşturan bir ökaryotik hücre tipidir. Hayvan hücreleri, diğer ökaryotlardan (özellikle bitki hücrelerinden) belirgin bir farklılık gösterir, hücre duvarı ve kloroplastları yoktur ve kofulları daha küçüktür. Hücre duvarı esnek olduğundan hayvan hücreleri çeşitli şekillere girebilir ve fagositik bir hücre başka cisimleri içine alabilir. İnsan hücreleri biyolojik olarak ökaryotik hücrelerle aynı kategoriden sayılırlar.

Bitki hücresi
Bitki hücreleri diğer ökaryotik organizmaların hücrelerinden oldukça farklıdırlar. Büyük bir merkezî koful (tonoplast adlı bir zarla çevrilidir) hücrenin turgorunu (hücre zarının hücre duvarına yaptığı basıncı) düzenler ve sitozol ile bitkinin öz suyu arasında moleküllerin hareketini kontrol eder.
Selüloz, protein ve çoğu zaman ligninden oluşmuş bir hücre duvarı, protoplastlar tarafından hücre zarının dışına yerleştirilir. Buna karşın, mantar hücre duvarları kitinden, bakterilerinki ise peptidoglikandan meydana gelir. Plasmodesmata, hücre duvarındaki gözenekleri birbirine bağlayarak her bir bitki hücresinin ona bitişik hücrelerle haberleşmesini sağlar. Bu, mantarlarda görülen hif ağından farklıdır. Plastidler başlıca hücre içi organellerdir, çeşitli biyokimyasal tepkimeler bunların içinde gerçekleşir, ayrıca besin depolamak için kullanılırlar. Fotosentezin yapıldığı kloroplastlarda bulunan klorofil, bitkilerinyeşil renginden sorumludur. Kamçısı (flagellası) olmayan bitkilerde (örneğin iğne yapraklılar ve çiçekli bitkiler), hayvan hücrelerinde bulunan sentrioller de bulunmaz.

Mantar hücresi
Mantar hücreleri en çok hayvan hücrelerine benzerler. Farkları; Hücre duvarı kitinden oluşmuştur.
Hücreler birbirinden daha az ayrışmıştır. Gelişmiş mantar türlerinin hücreleri septum denen gözenekli bölmelerden oluşur, bunlardan sitoplazma, organeller ve bazen çekirdek geçebilir. Koenosit olarak adlandırılan septumlu türlerde organizma aslında tek bir dev hücredir. Basit mantarlarda böyle bölmeler yoktur. Yalnızca en ilkel mantarlar, Chytridiomycota bölümünde yer alanlar, kamçılıdır.

Ökaryotik hücrelerin genel yapısı
Ökaryotik hücreler prokaryotlardan genelde çok daha büyüktürler. Organel olarak adlandırılan çeşitli iç zarlar ve iç yapılar, ayrıca, miktrotüpçük (microtubule), mikroiplik (microfilament) ve ara ipliklerden (intermediate filaments) oluşmuş bir hücre iskeletine sahiptirler. Hücre iskeleti, hücrenin iç yapısını ve şeklini belirler. Ökaryotik DNA, kromozom olarak adlandırılan doğrusal tomarlar halindedir, bunlar çekirdeğin bölünmesi sırasında kopyalanıp mikrotüpçükler tarafından çekilirler. Eşeysiz hücre bölünmesine (mitoz) ek olarak çoğu hayvan hücresi hücre kaynaşması yoluyla gerçekleşen bir eşeyli üreme sürecine (mayoz) sahiptir; bu, prokaryotlarda görülmez.

İç zar
Ökaryotik hücrelerde çeşitli zarla çevrili yapılar bulunur, bunlara toplu olarak içzar sistemi denir. Vezikül veya koful (vaküol) gibi basit bölmeler başka zarlardan tomurcuklanarak meydana gelirler. Çoğu hücre endositoz adı verilen bir süreçle besin ve diğer maddeleri içlerine alır; endositozda dış zar içe kıvrılıp sonra büzülerek bir vezikül oluşturur. Çoğu diğer zar çevrili organelin evrim sırasında bu tür veziküllerden meydana gelmiş olduğu muhtemel sayılmaktadır.

Çekirdek, çekirdek kılıfı olarak adlandırılan bir çift zar ile çevrilidir. Çekirdek örtüsünde bulunan gözenekler moleküllerin girip çıkmasını sağlar. Çekirdek kılıfının çeşitli tüp veya yapraksı uzantıları endoplazmik retikulum (ER) olarak adlandırılan yapıyı oluşturur, bu yapı protein ulaşımı ve olgunlaşmasından sorumludur. Granüllü ER’de ribozomlar bulunur ve bunların sentezlediği proteinler, ER’nin iç kısmına (lümenine) girer. Bu proteinler sonradan Düz ER’den (yani ER’nin granülsüz kısmından) tomurcuklanan veziküllerin içine girerler. Çoğu ökaryotta bu protein taşıyan veziküller Golgi aygıtı veya diktiyozom denen yassılaşmış vezikül desteleriyle kaynaşırlar ve proteinler orada çeşitli yapısal değişimlere uğrarlar.

Veziküller, çeşitli amaçlar için özelleşmiştir. Örneğin lisozomlar, besin kofullarının içindekileri sindiren enzimler bulundur, peroksizomlar ise hücre için zehirli olan peroksiti parçalar. Çoğu protozoada bulunan büzülür (kontraktil) kofullar hücredeki fazla suyu toplayıp dışarı atarlar, ekstruzomlar ise avcı (predatör) canlıları kaçırmak ve hücrenin avını yakalaması için dışarı madde atmaya yarar. Çok hücreli canlılarda hormonlar çoğu zaman veziküllerde üretilirler. Yüksek bitkilerde hücre hacminin büyük bir kısmı merkezikoful tarafından işgal edilir, hücrenin osmotik basıncı onun tarafından sabit tutulur.

Mitokondri ve plastitler
1) İç zar
2) Dış zar
3) Krista
4) Matriks

Mitokondriler hemen her ökaryotta bulunan organellerdir. Bir çift zarla çevrilidir, içte olanı krista adı verilen iç kıvrımlardan oluşur, hücre solunumu burada gerçekleşir. Kendi DNA’ları vardır ve başka mitokondrilerin bölünmesi sonucu meydana gelirler. Evrim sırasında endosimbiotik bakterilerden (proteobakterilerden) oluştukları teorisi genel kabul görmüştür. Mitokondrisi olmayan az sayıda birkaç protozoda da mitokondri türevi organeller, hidrojenozom ve mitozomlar gibi, mevcuttur.

Bitki ve çeşitli alg gruplarında ayrıca plastitler bulunur. Bunların da kendi DNA’ları vardır ve endosimbiontlardan (bu durumda siyanobakterilerden) oluşmuşlardır. Bu plastitlerin çoğu kloroplasttır, siyanobakteriler gibi bunlar da klorofil içerir ve fotosentez yoluyla enerji üretir. Diğer plastitler gıda depolamaya yarar. Plastitlerin tek bir kökeni olması muhtemel olmakla beraber plastit bulunduran bitki grupları evrimsel olarak birbirine yakın değildir. Bazı ökaryotlar plastitlerini ikincil bir endosimbiyoz veya yutma yoluyla edinmişlerdir.

Çekirdeğin de endosimbiotik kökenli olduğu öne sürülmüştür, bu konunun ayrıntısı aşağıda verilmiştir. Ayrıca, ökaryot kamçısının da endosimbiotik kökenli olduğu, spiroketlerden geliştiği de iddia edilmiştir. Hücre anatomisi ile uyumsuzlukluğu ve hücre çoğalmasıyla bağdaştırılamadığı için bu iddia genel kabul görmemiştir.

Hücre iskeleti
Çoğu ökaryotun kamçı (flagella veya flagellum) adı verilen, ince uzun ve hareketli sitoplama uzantıları vardır. Bunlar tübülin ve kısa kirpiklerden (silyalardan) oluşur, her ikisi de hareket, beslenme ve duyumla ilişkilidir. Bunlar prokaryot kamçılarından tamamen farklıdır. Kamçıyı içinden destekleyen bir demet mikrotüpçüktür, bunlar bazal cisimden (kinetozom ve sentriyol olarak da adlandırılır) çıkar. Mikrotüpçükler kamçının içinde, merkezde iki tekli ve onun çevresinde dokuz ikili olarak düzenlenmişlerdir. Kamçının ayrıca üzerini kaplayan saçlar (mastigonemler) ve onu zar ve hücre iskeletine bağlayan pullar da bulunabilir. Kamçının içi sitoplazmaya bağlıdır. Mikroiplik yapılar (aktin ve ona bağlanan ?-aktinin, fimbrin, filamin) hücre zarının alt yüzeyinde tabaka ve desteler halinde bir ağ oluşturur. Mikrotübüllerinmotor proteinleri, örneğin dinein ve kinesin, bu ağa dinamik bir özellik sağlar.

Sentriyoller çoğu zaman kamçısı olmayan hücre ve gruplarda da bulunur. Genelde kinetid olarak adlandırılan birli veya ikili gruplar halinde bulunurlar, mikrotüpçüklerin köklerini oluştururlar. Bunlar hücre iskeletinin ana bileşkelerinden biridirler ve inşaları birkaç hücre bölünmesi boyunca olur. Bir kamçı ana hücreden kalır, öbürü ise ondan türetilir. Sentriyoller ayrıca çekirdeğin bölünmesi sırasında iğ ipliği oluşumunda da rol oynayabilirler

Hücre iskeleti, hücrenin şeklini belirlemekte ve hareketini (kemotaksi ve kemokinez gibi) sağlamakta önemli bir rol oynar. Bazı protistlerin çeşitli başka mikrotüpçüklü organelleri de vardır: örneğin, radioloria ve heliozoa, suda yükselme veya av yakalama için aksopodialara sahiptirler, haptofitlerin ise haptonema adlı kamçı gibi bir organeli vardır.

Bitki hücre duvarı
Ana madde: Hücre duvarı

Bitki hücrelerinin bir hücre duvarı vardır; bu, hücre zarının dışında yer alan, oldukça esnemez bir tabakadır. Hem hücreye yapısal destek sağlar, hem de bir filtre mekanizması olarak çalışır. Hücrenin için su girmesi halinde aşırı şişmeyi engeller. Birincil hücre duvarını oluşturan başlıca karbonhidratlar selüloz, hemiselüloz ve pektindir. Selüloz mikrofibrilleri hemiselüloz bir yulara bağlanarak bir selüloz-hemiselüloz ağ oluştururlar, bu da pektin matriks içinde yer alır. Birincil hücre duvarında bulunan başlıca hemiselüloz ksiloglukandır.

Üreme
Çekirdek bölünmesi ile hücre bölünmesi çoğunlukla eşgüdümlü olur. Bu genelde mitoz yoluyla gerçekleşir, bu süreç sonucunda her kromozomun birer kopyası yavru hücrelere dağıtılır. Çoğu ökaryotta ayrıca bir eşeyli üreme süreci vardır, bunda tipik olarak haploit ve diploit döller (nesiller) sırayla birbirini izler. Haploit dölde her kromozomun bir kopyası vardır, diploit dölde ise iki; haploit döl mayoz bölünme ile meydana gelir, diploit döl çekirdek kaynaşması (singami) ile. Ancak, bu genel kalıp içinde epey bir çeşitlilik görülebilir.

Köken ve evrim
Ökaryotik hücrenin oluşumu canlıların evriminde önemli bir dönem noktasıdır, çünkü ökaryotlar tüm karmaşık hücreleri ve nerdeyse tüm çok hücreli canlıları içermektedir. Bu süreci oluşturan olayların zamanlamasını kestirmek zordur; Knoll (1992) yaklaşık 1,6-2,1 milyar yıl önce oluştuklarını öne sürmüştür. Modern canlı gruplarına ait oldukları bariz olan fosiller (kırmızı yosunlar) yaklaşık 1,2 milyar yıl önceden kalmadır.

1980′ler ve 90′larda yapılan araştırmalar sonucunda çizilen rRNA filojenik ağaçlarında çoğu ökaryot organizma çözümlenememiş bir “taç” grup içinde bırakılmıştı (ama bu teknik anlamıyla gerçek bir taç değildi). Bu grup, mitokondri kristalarının şekline bağlı olarak ikiye bölünmüştü. Mitokondrisi olmayan birkaç grup ayrı bir dal olarak diğer ökaryotlardan ayrılıyordu, dolayısıyla bu eksikliğin çok eski dönemlerden kalma olduğu düşünülüyordu, ancak artık bunun “uzun dal çekimi” adı verilen bir artifakt olduğu belirlenmiştir. Bu grupların diğer ökaryotlardan ayrıldıktan sonra mitokondrilerini kaybettikleri bilinmektedir.

Categories: Genel Bilgi Tags:
Haberler